TEDx istanbul 2014

TEDxIstanbul 2014Geçtiğimiz hafta Zorlu Center PSM’de beşincisi düzenlenen TEDx İstanbul ‘daydık. Bu ekibin düzenlediği sanıyorum dördüncü etkinliğin teması “Momentum“du. Genel olarak bahsetmek gerekirse böyle bir deneyim yaşamayı beklemiyordum. Eğer katılmadıysan bak neler kaçırdın…

Geç Kağıdı Almak Zorunda Kalmadın

Program, sabah saat 9:00 kayıt ve 9:30’da ilk oturumun başlamasıyla devam ediyordu. Etkinliğe bir arkadaşımla katıldım ve kendisi saat 8:45’ten beri Zorlu Center PSM’deydi. Ben her zamanki gibi biraz geciktim. İçeri alımları saat 9:25 gibi yapmışlar. Ben saat 9:40’ta etkinlik alanındaydım. Girişte uzunca bir kuyruk oluşmuştu. Geç kaldığım için ses etmedim.

Düşüncem şuydu: “Oturum başladığı için dikkat dağılmaması adına konuşmacının sunumunu bitirmesini bekliyorlar.” Bu sırada fuayede yer alan bir ekrandan içerideki sahne canlı olarak yayınlanıyordu. Usulca gittim ekrandan içeriyi izledim. (Açıkçası biraz koşturduğum için dinlenmeyle meşguldüm. Bkz. afyon patlama evresi.) Bu sırada içerideki arkadaşımla mesajlaştım. İçerisinin durumunu merak ediyordum. Tıklım tıklımmış. Bu sırada konuşma sona erdiğini görüp kapıya doğru yöneldim.

İçerideki konuşmanın bittiğini, ne zaman girebileceğimizi görevliye sorduğum zaman “gün boyu içeri girilemeyeceği” bilgisini edindim. Yani biletimiz vardı ve içeri alınmıyorduk. Sebep olarak “geç kalmamız” gösterildi. Saatler yavaş yavaş 10:30’u gösteriyordu ve yoğun güvenlik önlemi eşliğinde kimse içeri alınmıyordu. Organizasyonu üstlenen kişilerden kimse ortada yoktu. Olan, PSM çalışanlarına oluyordu. Muhattap bulamayan bir memnun müşteri(!) bu güzel anları ölümsüzleştirmiş:

Bileti alınmış bir etkinliğe koltuk kapasitesinden fazla bilet satılmıştı ve bu protesto devam ederken “Biletino” platformundan bilet satın almak hâla mümkündü. Kiralanan salonun yaklaşık 700 kişi olduğunu öngörürsek, 1000’den fazla bilet satılmıştı. (Gün sonuna doğru kalabalık çok daha fazlaydı)

Metin Hara Tedx İstanbul

Metin Hara

Bu sırada içeriden daha önce birlikte çalışma fırsatı bulduğumuz Metin Hara‘nın sesi geliyordu. Belli ki her zamanki gibi hareketliliğiyle içeride seyircilere bir uygulama gerçekleştiriyordu. Gösterisini izleme olanağı bulamadığım için pek bir şey anlatamayacağım bu konuda. Kayıt Ted’de yayınlandığı zaman göz atıp gerekirse burayı güncelleyebilirim.

Metin Hara‘nın konuşması bitmiş olacak ki kapılar açıldı ve programa ara verildi. Tahmin edebileceğin gibi kaotik bir ortam oluştu. Kimin “geç kalan”, kimin “erken gelen” olduğunu ayırt etmek için dışarıdakilere fosfor boyası dökeceklerini düşündüğüm sırada hayal gücüme yenildiğimi anladım. O kadar da değilmiş. Zorlu PSM yöneticileri duruma el koyup etkinliği yaklaşık 2000 kişilik büyük salona almayı teklif ya da kabul etmişler.

Organizasyonda Özge Yılmaz adında bir hanım var ve duruma hakimiyetine(!) daha sonra kesinlikle değineceğim. Ablamız dışarıda bekleyen kişilere “Jestinasyon“(!) yaparak Metin Hara‘yı yaklaşık 15 dakika kadar söyleşmeye fuaye alanına davet etti. Özge ablamız mükemmel Türkçesiyle durumu o kadar güzel toparladı ki(!) Metin Hara’ya gelen her soru organizasyonun kötülüğüyle alakalı kinayeli sorulardı.

Tedx İstanbul 2014 Kalabalık

Öyle ya da böyle bir şekilde geç gelen / erken gelen ayrımı yapılmadan büyük salona geçildi. İnsanlar burada da bekledi, yeni bir protesto başlamaya yakın içerideki hazırlık bitmeden kapıları açmak zorunda kaldılar. Bundan sonrasını engin hayal gücüne bırakıyorum. Hadi bu konuları geçelim…

Yemek Arası Ayaklanması

Yeni salona geçildikten sonra Türk Beyin Takımı Kaptanı Ferhat Çalapkulu geç de olsa sahneye çıkabildi. Heyecanı her hâlinden belliydi ve güzel şeyler anlatmak istediğinden çok eminim. Konuşma hakkında çok fazla bir şey söylemeyeceğim ancak heyecanını yenmiş olsaydı çok farklı olabilirdi.

Tedx İstanbul 2014 KuyrukSonrasında ikinci oturuma geçildi. Markus Lehto ve sonrasında Oli Shaw konuşmalarını gerçekleştirdiler. Saat 1 olmuştu ancak aksaklıklar nedeniyle programa ara vermeden devam ediyorlardı. Arkadaşımla salondan ayrılım AVM içindeki yemek bölümüne doğru ilerledik. Bu sırada sosyal medya sayesinde salondaki başka arkadaşlarla karşılaştık. Biz yemeklerimizi yerken telefon çaldı ve biz çıktıktan yaklaşık 5 dakika sonra seyirciler salonda homurdanarak başka bir felaket yaşatmaya hazırlanmışlar. Nasıl olmuşsa etkinliği düzenleyenler duruma müdahil olup yemek molası vermişler. Çıkan kişilere Arby’s ve Burger King restoranlarında geçerli olan tek menülük bir kupon vermişler. Açıkçası etkiniği düzenleyen kişilerin yaptığı bu yemek anlaşması etkinliğin mantığına ters olduğu görüşündeyim. Etkinlikte “Farkında ol”, “Şöyle yaşa”, “Hayallerinin peşinden koş”, “Böyle uç” derken arka taraftan samimiyetsizce tab gıda’yla anlaşıyorsun. Neyse….

Simultane Çeviri Faciası

Web sitelerinde, broşürlerde vb. simultane tercüme yapılacağına dair bildirimler vardı. İkinci oturum “Design Tedx İstanbul 2014 ProgramıThinking” konuşmacıları arasında 4 yabancı 2 Türk konuşmacı bulunuyordu ve yapılan İngilizce konuşmalar sırasında salondan homurdanmalar yükseldi. Sahneden simultane çeviri yapılmadı ve anlaşılan o ki çeviri için cihaz dağıtımı da gerçekleştirilmedi.

“Pardon, Wireless Şifresi Neydi?”

Tamam, düşünülmemiş olabilir. Yemek arasından sonraki oturum başlamadan hemen önce Özge Yılmaz sahnede PSM’nin wireless şifresini paylaştı. “Bu şifre ile ağa bağlanıp www.tedxistanbul.com adresindeki canlı anlatımdan “Türkçe”yi seçerseniz Türkçe dinleyebilirsiniz.” dedi. Canlı yayın arasındaki zaman farkını görebilmek için web sitelerine girip yayına baktım ve en az 2 dakika geriden gelen bir yayın vardı. Ticari olarak bakalım olaya. Bir etkinliğe bilet alıyorsunuz, “İngilizce konuşmalar olacak ama takma, biz sana anında çeviricez” diye garanti veriyorsun ve sonuç?

Ne İdüğü Belirsiz Yarım İskambiller

Biraz başa döneceğim, giriş yaparken qr kodu okuttuktan sonra yarısı kesilmiş iskambil kartı verdiler (Karo 3). Ne olduğunu bilemedim. Belli ki kaynaşmayı sağlaması nedeniyle yapılan bir uygulama. “Sende ne var aa sinek as, bende bik bik”. Ancak bu konuda en ufak bir açıklama yapılmadı. Geç kaldığım sürede de açıklama yapılmadığını anladım. Yemek arasından döndükten sonra tüm salonu dolaşıp karo 3’ü bulmaya çalıştım. Kimisinde iskambil yoktu, kimisi “bende yok” dedi ama sonuç olarak ortak akıl, bu iskambillerin ne işe yaradığını kimse anlamamıştı. Bu sırada “Benimki Karo 4″ diyen bir katılımcının 3 sıra arkasında oturan başka bir katılımcı “Aaa benimki de” dedi ve böylelikle karo 4’leri eşleştirdim. Bana ne yapacaklarını sorduklarında, “organizatörlere gidin, biz eşimizi bulduk, ne kazandık?” diye sorun dedim. Organizatörler bunu hak etmişti. Bakınız çok enteresan, bu iskambil uygulamasıyla alakalı üç tivit buldum. Durumu özetlesin;

Konuşmacılara Hızlıca Göz Atalım

Ted konuşmalarının asıl amacı olan “harekete geçirme” teması TEDx istanbul 2014’te yoktu. İzlediğiniz zaman “İşte bu tam bir ted konuşması” diyemedim kendime. Özellikle bir isim beni mükemmel derecede hayal kırıklığına uğrattı.

Yabancıların Samİm”İ”yETSİZLİĞİ

Oturumdaki yabancılar gerçek anlamda samimiyetten uzaklardı. Kendi reklamlarını yapıp gittiler. Ha, diyeceksin ki “zaten ted başlı başına bir reklam değil mi?”. O iş tam olarak öyle değil işte. Örneklerden biri Fjord Nordik‘ten Inaki Amate:

Inaki Amate

Inaki Amate ve İngilizce sunumundaki mükemmel “İ”leri

Şirketin bir sunum yapması gerekiyormuş ve ihale bu arkadaşa kalmış gibi bir tavrı vardı. Hele sunumdaki “İ” harfleri beni konudan tamamen koparttı. Aradan yaklaşık bir hafta geçti. Konuşmacılar arasından anlattığını hiç hatırlamadığım tek konuşmacı. Sanırım o da hiç hatırlamıyor olacak ki sunumu okurken son sayfadaki “Thank You” yazısını gördüğünde kendisi de şaşırdı. Efsanevi bir son oldu.

Bİraz İyİ Şeylerden Bahsedelİm

Tabi her şeye rağmen güzel anlar yaşandı. Kaan Kayabalı‘nın konuşması, aradan geçen güzel(!) saatlerden sonraki ilk güzel şeydi. Kaan Kayabalı, Onedio.com‘un kurucusu.

kaan-kayabali-tedx-konusmasi

Kaan Kayabalı

Ticari hayatından, yaptığı icatlardan başladı. Bu icatların kendisine açtığı kapıları ve “bir proje daha ne kadar evrilebilir”in kendi deneyiminde olan kısmını anlattı. Hikayeyi kurgulayışı, anlatım dili genel olarak gerçekten iyiydi. Konuları çok güzel bağladı. Anlattığı anılarının büyük bir kısmı “Momentum” konseptine uymuyordu belki ama ben anlattıklarından sıkılmadım ve “eee, yani?” demedim. Süregelen akıcılıkla 15 dakika daha anlatsa çok rahat bir şekilde dinlerdim. İzleyicilerin büyük çoğunluğu yüzlerinde tatlı bir tebessümle izlediler. Konuşmasıyla alkışı hak etti.

MİZah DİLİ

Daha sonrasında Uykusuz Dergisinde çizer olan Ersin Karabulut sahnedeydi. Kendi hayatındaki momentum‘u bir mizah adamı olarak çok iyi anlattı.

Ersin Karabulut - Uykusuz Dergisi Çizeri

Ersin Karabulut – Uykusuz Dergisi Çizeri

Daha önceki Ted’lerden birinde konuşan Erdil Yaşaroğlu‘ndan çok daha iyiydi. Aynı işi yaptıkları için zihnim otomatik olarak ikisini karşılaştırdı ve Ersin’i çok daha başarılı buldu. Kullandığı vücut dili anlattıklarıyla tamamen örtüşüyordu. Kendisiyle alakalı uçuk kaçık düşüncelerini aktarırken bana “yok ya, bunu düşünmüş olamaz” dedirtmedi. Oldukça samimiydi. Kaan Kayabalı‘yla beraber oturumun en samimi konuşmacısıydı bana göre. Mizah insanı her yerde kendisini belli ediyor vesselam.

Ve ŞİMDİ Reklamlar
Nil Karaibrahimgil

Nil Karaibrahimgil ve Özge Yılmaz

Bu Tedx’e katılmamın başlıca nedenlerinden biri Nil Karaibrahimgil‘di. Beni tanıyanlar, zekasına ve yaptığı işlere hayranlığımı bilirler. Konuşmacı olduğunu gördüğümde heyecanlandım. Ben sanıyorum ki reklamcılığından bahsedecek, müzikten bahsedecek, ilham aldıklarından bahsedecek falan. Son konuşmacılardan bir tanesiydi aslında ama son oturumdan hemen önceki arada Nil Karaibrahimgil‘le Fuayede söyleşi olduğu duyuruldu. Söyleşi alanına gittiğimde fotoğrafta görebildiğiniz gibi Nil’in hemen arkasındaki şirketin virali yapıldı. Feminist feminist konuştular falan.

Nil Karaibrahimgil Tedx İstanbul Sahne

Nil Karaibrahimgil

3 dakika dayanamadım Optimist standında döndüm. Hadi dedim belki konuşmasında bir şeyler yakalarım. Konuşması yerine youtube’dan kliplerini falan izletselerdi daha faydalıydı. Bir metni ezberlemiş ve sahneye çıkmış desem pek yalan söylemiş olmam. En azından irtibası bu şekildeydi. Konuşmasının sonunda “reklamlardaki vurucu son slogan”ını söyledi ve sahneden ayrıldı. Söyleyecek çok fazla bir şey bırakmadı. Bu durumun yaratılmasındaki faktörler nelerdir bilemem. Çok ciddi para almış olabilir, sözleşmeler nedeniyle zorunlu kalmış olabilir, reklamcılık konusundaki konumu nedeniyle TEDx çok değersiz gelmiş olabilir ya da gerçekten anlatacak başka bir şey bulamamış olabilir. İyi bir reklamcı olduğu gerçeğini bu konuşma değiştirmedi ama bendeki değeri biraz sarsıldı açıkçası. Bu konuyla alakalı son dikkat çekmek istediğim şey ise aynı gün gönderdiği tweet’i.  

TEDx’te yaptığı konuşmayı (sanırım ilk konuşması) “çok güzel ve çok kalabalıktı” olarak tabir edip geçecek birisi olmamalı. Bu ayrıntıyı da atlayamadım. Sonuç olarak Nil Karaibrahimgil beklentilerimi karşılamadı.

Azmİn HİKAYESİ

Görme engelli bir YGA gönüllüsü Duygu Kayaman‘ın hikayesi etkileyici. 1 yaşında görme yetisini kaybetmiş bir kişinin kolay kolay yapamayacağı çok şey yapmış.

Engellilerle alakalı maalesef toplumsal bir yaramız olan “acımak” güdüsüne aldırış etmeden ailesinin ve çevresinin büyük özverisiyle normal bir okulda okumuş. Düşünebiliyor musun? Senin benim okul hayatımızda yaptığımız “amaaan üf yeaa şimdi kim ders çalışçak” demeden kız oturmuş didinmiş, çabalamış ve yapabildiğinin en iyisini yaparak kendi çektiği zorlukları yaşamasınlar diye görme engelli okullarında eğitmenlik yapıyor. Günlük yaşantımızda sorun olarak gördüğümüz şeylerin aslında gerçek bir sorun olmadığını yüzümüze vurdu. İyi ki de yaptı.

Duygu Kayaman Tedx Istanbul

Duygu Kayaman

2005 yapımı Black adında bir film var. İzleyenler olmuştur ya da izlemediysen tavsiye ederim. Hem kör hem sağır hem de dilsiz bir kızın hayat hikayesini anlatır. Ailesi onu “özürlü” diye insanlık dışı bir yaşama mahkum eder. Yaptıklarının tamamını hoş görür, tek başına bırakacakları zaman bir yere bağlarlar vb. Ancak bir eğitmen onun zihinsel engeli olmadığını, herkes gibi yetiştirilebileceğine inanır. Geri kalan tüm hayatını o küçük kıza adar ve hikaye bu şekilde gelişir. Hayatı bana bu filmi hatırlattı ve yaşadığı zorluklar konusunda empati kurmamı kolaylaştırdı. Engellilerle alakalı çok cahiliz ve evet, çoğumuz onlara sadece acımayla yetiniyoruz.

Konuşmasıyla alakalı bir konuya değinmeden edemeyeceğim. YGA‘yı fazlasıyla övdü. Belki heyecandan ve belki gerçek duygularıydı. Konuşması sırasında YGA’dan biraz daha az bahsetseydi çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Konumuzla alakalı ama TED’de geçmeyen bir bonus vereyim. Kerim ve Selim Altınok‘un hikayesi. Benzer özveriyle müthiş bir hayat hikayesi:

Eğlencelİ SON HİKAYE

Nöroşirürji uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış son sahne alan konuşmacıydı. Etkinlikte olan aksamalar bir yana artık insanlar yorulmaya başlamış, “bitse de gitsek” moduna girmişlerdi. Konuşmasının başında seyircilerin tamamını çok güzel bir espriyle yakaladı ve hikayesine merak uyandırdı. Gerçekten eğlenceli bir konuşma gerçekleştirdi. “Hayatta her an her şey olabilir” temalı konuşması sırasında sahnede gösterebileceği en kötü şeyi gösterdi. Bir beyin ameliyatı sırasında ansızın patlayan bir damarın videosunu katılımcılara izletti. Kanama o kadar kötüydü ki birden başıma ağrı girdi. O kadar otopsi, ameliyat vb. videoları izlemiş biri olarak o görüntüyü kaldıramadım. Yaklaşık 1 dakika boyunca o damara yapılan müdahaleleri gördük. Daha sonrasında hayatının ne kadar “kötü” olduğunu anlattı. Tahmin edebiliyorsunuz zaten. Muhtemelen 2 saat kadar önce birine “senin beyninde şu var, şu kadar yaşayabilirsin ama her an ölebilirsin” demiş olma ihtimali çok yüksek.

Yaşadığı bir kaç olayla beraber her an ölebileceği gerçeğini fark ettiğinde tatile kutuplara gitmiş. Yapmak isteyip yapamadıklarını yapmış. Yaptıklarına açıkçası “helal olsun ne cesaret ama” diyemedim. Nöroşirürji uzmanı hayallerini elbette ki gerçekleştirmeli. Adam zaten muhtemelen para para demiyor. Hayatta kendisine zaman ayırması alkışlanacak bir şey değil. Verdiği siyasi mesajlar biraz konudan saptırsada konuyu penguenlere güzel bağladı.

Talat Kırış,'ın penguen'li sonu.

Talat Kırış,’ın penguen’li sonu

 Son Notlar

Değinmek istediğim başka konular da var. Onlardan da bir kaç cümle ile bahsedeyim ve bitirelim.

  • Mükemmel Türkçe: Moderatörlerden biri olan Özge Yılmaz, Türkçesini o kadar güzel, o kadar duru kullandı ki anlatamam. “Tenşın”lar, “Jestinasyon”lar, “Maynd layf”lar, “Seşın”lar havada uçuştu. Yapmayın ya. Türkçe’yi deforme edip üstünlük taslama dönemi çoktan bitti. Eğer Türkçe’ye hakim değilseniz sahne önünde görev almayın.
  • Özge Yılmaz - Esra Yalçınalp

    Özge Yılmaz – Esra Yalçınalp

    Moderatörlerin Çekişmesi: Sahnede mükemmel bir ego vardı. İlk oturumun moderatörü Yunus Erduran gayet sakin ve normal bir şekilde oturumu yönetti. (Öğleden sonraya sarkan bölümde vardı.) İkinci oturumun moderatörü Esra Yalçınalp‘ti. Özge Yılmaz, Esra Yalçınalp’in sunumunu çok gereksiz yere bölüp konuyu başka bir yere taşıdı mesela. O sırada “Bu anlatamıyo bari ben anlatayim” tavrı büyük bir ayıptı. Esra Yalçınalp’in üzerinde dehşet bir baskı vardı. Bunu çok iyi hissettim.

  • Bu Gönüllü Bir Etkinlik: Yapılan her aksaklıktan sonra “Tedx İstanbul’un gönüllü ekipler tarafından yürütüldüğünü tekrar hatırlatmak istiyorum” şeklinde açıklamalarını gün içinde en az 10 defa duyduk. Gönüllü ekipler = “rezalet organizasyonlar” demek değildir ki. Aksine, gönüllü olunduğu için çok daha güzel etkinliklerin ortaya çıkması demektir. Her aksaklıkta gönüllü olunduğu hatırlatıldı. Aralarında Hürriyet, Radikal, Vodafone gibi büyük markalar etkinliğin sponsorları. Satılan en az 1200 bilet olduğunu söylemek mümkün. “Bu kadar para nereye gitti o zaman madem gönüllüsünüz?” diye sordum kendime. Bu kadar amatörce yapılan bir etkinlik eğer bu kadar para yutuyorsa TEDx İstanbul bir daha yapılmaması bu ekibin adına da yararlı olacaktır eminim.
  • Siyasal Mevzular: TED konuşmacıları konsepte bağlı kaldığı sürece görüşlerini bildirmekte özgürler. Ancak konuşmacılar nedense fazlasıyla siyasi mesaj kaygısı güttü. Etkinlikle alakalı bir mevzu değildi ancak notlarımın arasında yerini aldı. Sosyal sorumlu gençlere destek vermesi gereken konuşmalarda siyaset biraz sırıtıyor.

Üzgünüm ama karşılaştırma yapıldığında iş yerinde geçirdiğin sıkıcı bir gün bile çok daha faydalı. İnternet’ten yapılan canlı yayında aksama olmadığını sanıyorum. En azından sadece konuya adapte olur, izlerdin.

Ekibin çok daha iyi iş çıkartmış olmasını gönülden isterdim. Eminim kendileri de memnun değillerdir. Reçeteyi sunmak gerekirse biraz planlı olmak ve 0’a yakın ego, bu ekibi başarıya götürür. Seneye TEDx Istanbul’da bu ekipten bir kaç kişi varsa katılımcılara bakarak “bu rezilliğe değer mi değmez mi?” diye kendimce mahakeme edip sonucu belirleyeceğim.

TEDx İstanbul 2014’ü benim için şu kare özetler:

TEDx İstanbul 2014 Özet